Ben Benim, Ben Değerliyim

Bireysel ve kolektif dönüşümü çok hızlı yaşadığımız bu dönemde, son zamanlarda  seanslarda ve bilgi akışında oldukça dikkatimi çeken bir konuda yazdım sevgili dostlar. “Tanrı beni cezalandırdı, Tanrı bana kızgın, ben Tanrı’ya kızgınım, Tanrı beni buraya yolladı, Tanrı beni terk etti, beni unuttu, beni görmüyor, başaramıyorum… Mutluluğa izinli değilim vs…’’ Bunlar atalarımızın yaşadıkları karanlık dönemler ve zorluklar karşısında, o zamandaki bilinçleriyle dünyaya, hayata ve kendilerine olan bazı bakış açıları. Bu fikirleri, bu hisleri o kadar içselleştirdiler ki, kendilerini tanımlamalarının bir parçası haline geldi ve DNA’larına kaydedilerek nesiller boyu aktarıldı. Ve aynı zamanda kolektif bilinçte, bireylerde de yaygın olarak kabul edilmiş inanç kalıpları bunlar. Aslında biz ‘Kaynak’ın, ‘Var Olan Her Şey’ olan yaratıcı enerjinin bu Dünya’da birer uzantısıyız. Bize bu Dünya yaşamında kullanmamız için özgür irade ve yaratıcılık yeteneği  verildi ve Dünya deneyiminde olmayı, yer çekimini, maddeyi, zıtlıkları ve  çeşitliliği deneyimlemeyi kendimiz istedik. Bizler temelde bilinciz. Bilincin maddeleşmiş formuyla ve maddeye form vererek yaşıyoruz. Bu gezegende bu yoğunlukta olmak kolay değil fakat kendi değerimizi, kim olduğumuzu hatırladığımızda  gerçekliklerimizi değiştirme, kendimizi ve hayatımızı yeniden yaratma yeteneğimizi farkındalıkla ele alabiliriz çünkü her an zaten yaratıyoruz. Hislerimizle, odaklanmalarımızla, bilincimizle zaten sürekli yaratıyoruz. En etkili yaratıcı enerji ‘sevgi’ olduğuna göre, o zaten her yerde mevcut olduğuna göre, gerçek kapasitemize erişim onu kabul etmek olabilir mi? Sevgiye tümüyle izin verdiğinizde güç yanılsamasına ve güç oyunlarına dışarıdan bakarsınız. Üzerinizde bir etkisi olmadığını anlarsınız. Gerçekte insan hayatımız özgür irade, insiyatif ile seçimlerimizin sorumluluğunu almak üzerine kurulu. Dışarıda kendi bilincimizden ayrı bir şey yok. Farkındalığımıza giren her şey (kolektif bile olsa) bu varoluşun bizimle ilgili ifadeleri ve yönleridir. Kısıtlılığa dair olanlar ışıkla ve sevgiyle dönüşebilirler.

Eksik, hatalı ya da günahkar olmak, yeterli olamamak, değerli olamamak, görülmemek…  İşte hayatımızı bütün bu fikir, inanç ve hislerden yola çıkarak yarattığımızda yine bir şeylerin eksikliğini, eksiklik hissini yaratıyor ve deneyimliyoruz. Bu nedenle hayatımızda bütün yaşadıklarımızın zaten olmuş olduğunu kabul etmek, affetmek, kendimizi, diğerlerini, Yaratıcı’yı, kendimizi kabul etmek önemli, bu eksiklik enerjilerinin üstüne çıkmamızı sağlar. Kim olduğumuzu hatırladığımızda değerimizi hatırlarız. Bırakın, olmuş olanlar, eksik olan, üzücü olan her şey, diğer tüm olasılıklar gibi alanda sadece bir olasılık olarak, potansiyel olarak kalsın, direnmeyin çünkü tüm olasılıklar zaten mevcuttur. Siz hayatınıza, kendi gerçekliğinize yeni, mutluluğunuza hizmet eden, değerinizi yansıtan şeyleri getirin. Bu mümkün ve güvenli. ‘’Ben kim olduğumu biliyorum. Ben benim. Bu yeterli. Ben yeterliyim.’’ Deyin. Tam ve bütün hissettiğinizde hayatınızın da bunu yansıtacağını hatırlayın. Eksik, yanlış gördüklerinize tutunmak yerine bırakın enerji kendini ifade etsin. Siz onu ışığınızla çevreleyin.

Acıyı duyumsadığınızda, hissettiğiniz acıyı görün ve serbest bırakın… Bırakın zamanın ötesindeki en yüksek ışığınız, en yüksek bilgeliğiniz oraya gelsin ve onu dönüştürsün. Her şey sizsiniz. Derin bir nefes alın. Ağırlıkları bırakın. Uçan bir balon gibi yükselin, hafifleyin. Işığınızın tüm varlığınızda yükselmesine, sizi aydınlatmasına, içeri girmesine izin verin. Her şey çoktan iyileşti. Her şey zaten iyi. Sen zaten tam ve bütünsün. Sen zaten değerlisin. Şimdi bütünlüğüne, olduğun saf enerjiye geri dönüyorsun. Derin bir nefes alın. Sadece orada olun, sadece var olduğunuzu hissedin. Işığınız orada. O sizde mevcut. Sadece şu anda mevcut olun. Orada hiçbir plana, hiçbir çabaya ihtiyacınız yok. Size en uygun olasılıklara izin veriyorsunuz. Sevgiye, ışığa izin veriyorsunuz. Şimdide mevcut olmaya, en yumuşak ve hafif şekilde sadece ışığınıza izin vermeye devam edin. Derin bir nefes alın, sadece oradasınız. Hiçbir şeyi yaratmak, zorlamak ve elde etmek zorunda olmadığınız bir alanda. Her şeyin olasılık olduğu bir alanda. Orada tanımlanmış hiçbir şey yok. Orası düşünüp hayal edebildiğiniz her şeyin ötesinde, boşluk ve sonsuzluk gibi… Orada bedeniniz değilsiniz, bedeninizle bir şey yapmazsınız. O enerjide sadece mevcut olun. Nefes alın. Orada olun… Her şey yolunda… Her şey yolunda… Her şey yolunda…

Sevgi ve ışıkla…

Aslı Güngör

Ocak 2025

(Yazının tüm hakları Aslı Güngör’e aittir. Kaynak göstererek orjinal linki ile paylaşabilirsiniz.)