Dünyanın En Bilge Varlıklarına…

Önce ağaçlar vardı. Gezegeni diğer hayatlara hazırlamak için milyonlarca yıl fotosentez yaptılar. Yeryüzünün en yaşlı bilgeleri; doğanın dengesinin ve yaşamlarımızın en büyük servis sağlayıcısı ağaçlar…

‘Hem yeryüzüne kök salmak, hem gökyüzüne uzanmaktır amacımız. Bizler yaşarken nefes alıp veririz. Tüm elementleri -dengeli- kullanarak hem kendimizi büyütür, hem meyve veririz. Hatta bazen budanır, yeniden büyürüz.’ Nasıl da insana dair… Ağaçlar gibiyiz biz insanlar. Ve ağaçlar gibi ruhlarımız da bilgedir. Bir tohum ekeriz her niyetimizle… Sonra sıra onu büyütmeye gelir. Peki bunu gerektiği gibi yapıyor muyuz? Doğru tohum için doğru yer ve zamanda olup olmadığımıza, içinde bulunduğumuz şartlara dikkat ediyor muyuz? Yoksa kendimizi yeni hayal kırıklıklarına hazırlayıp egomuzu haklı çıkarmak, ‘yine olmadı işte’yi kanıtlamak için aklımıza koyduğumuz boş bir umut mu yine bu girişim? Kalpten gelen niyeti, zihindeki ego kodlarıyla öldürmenin yollarından birini kullanarak…

Hayatımıza her gün yeniden başlıyoruz. Uzun süreli/ kısa süreli amaçlarla. Ulaşmak istediğimiz esas şey; sonuçlar. Fakat asıl tatminin yolculuktan geleceğini hatırlatmak istiyorum; bir bebeğin büyümesi gibi… Sizi bir dönüşüm yolculuğuna davet ediyorum. Daha güçlü farkındalık, hayatı anlama, kendinizi tanıma yolculuğuna… İçinizdeki cennet bahçesini keşfettiğinizde kendinize ve dünyaya baktığınız filtreleri fark etmeye ve gerçek potansiyelinizi ortaya çıkarmaya başlayacağınızı bilerek… Biraz ışık tutalım içimize;
Yapmak ya da sahip olmak istediklerimizi gerçekten istediğimizden emin miyiz? Yoksa bunlar, istememiz gerektiğini düşündüklerimiz mi? İçimizde tutku var mı? Kendimizi o resmin içinde hayal edebiliyor muyuz? Evrenden gelen işaretleri, eşzamanlılıkların mesajını okuyor muyuz?

İsteklerimize gerekli ilgiyi, sabrı gösteriyor muyuz? Tohumun filizlenip gerçekten büyüyeceğine; doğaya, evrene güveniyor muyuz? Yoksa ne yaptığımızın farkında bile olmadan doğal koşulları zorlayıp sabote mi ediyoruz kendimizi?

Adanmışlığın gücünü hissediyor muyuz? Gerekenleri yapacak disiplin ve kararlılığımız var mı?

Bizi isteklerimizin aksi yöne götüren, kesip atmamız gereken durumların farkında mıyız ve gereğini yapıyor muyuz?

Pişmanlıkların üzerine çizgi çekip yaşamın güzellikleri ve neşesi içinde daha fazla zevk almayı hatırlıyor muyuz? Hayattan daha fazlasını almaya açık mıyız?

İçimize döndüğümüzde cevaplayacağımız onca soru var… Herkes yolcu… Ve her yolcu-luk eşsiz. Kimsenin yol haritası, formülü başkasına uymasa da kalbini dinlemeyi bilenler yollarını cesaret ve umutla çiziyorlar. Kendisine karşı dürüst olan ve bütünün hayrını gözeten herkesin yolu ışıkla yıkanıyor… Düşünürken de, niyet ederken de evrene titreşimsel olarak ne veriyorsak bize o geri dönüyor. Hayat alış-veriştir. Nefes gibi… Vermeden alamazsın. Ver ki; alacak yer açılsın… Bir ağaç gibi olup yaşamın dengesini anlayabildiğimizde dilek kurdelelerine ihtiyaç duymadan yaratabiliriz gönlümüzden geçenleri. Bilgeliğin huzuruyla…
Kabala’dan ilhamla…

ASLI GÜNGÖR
Nisan 2017

Not: Kabala Öğretisi’ni sevecen ve esprili bir dille anlatan ‘Gahl Sasson & Steve Weinstein-Bir Dilek Tut’u okursanız, dileklerinizi gerçekleştirmek üzere Hayat Ağacında keyifli bir yolculuğa çıkabilirsiniz. Sevgi ve ışıkla…