Benim adım Aslı. Her zaman, her konuda gerçeği ararım. Görünenin ardındakini…
Yolum; kalbin yolu. Bir sanatçı olarak işimin büyük bir parçası insanlara kalplerinin gerçeğini, sevgiyi hatırlatmak… Hayatımın büyük parçası ise; spiritüel öğretiler, teknikler, kanallıklar, ezoterizm, şifa, ruh, varoluş, DNA, bilinçaltı hakkında eğitimler, araştırmak, yazmak, hatırlamak… Ve en çok da kendi gerçeğimi… Enerji, evrensel yasalar ve hisler ile yıllardır çalışıyorum. Bir Theta Healing uzmanı olarak da -doğal olarak- insanların enerjisini okuyorum, bilip-bilmeden gölgelerin ardına sakladıkları gerçeklerle çalışıyorum ve kendi seçimleriyle, bilip-bilmeden kullandıkları -ve çoğunlukla farkında olmadıkları- güçleriyle…
Dünyada birçok insan farklı bir gerçeklik yaratmak ve yaşamak istiyor. Sağlık, iş, ilişkiler… Hayatın pek çok alanında… Bunun yanında; insanların kendilerini manipüle etmek, kandırmak ve durdurmak için kendilerine telkin ettikleri “gerçek” kıldıkları ve inandıkları bahane de çok… Çevrenizde “Bana daima gerçeği söyleyin, hoşuma gitmeyecek olsa bile…” diyecek cesarete sahip kaç kişi tanıyorsunuz? Şifa ve çözüm; öncelikle olanı, saf gerçeği görüp kabul etmekten geçiyor. Teşhis olmadan tedavi olmaz. Yine de insanları gerçeklerden korkmaya programlayan yaygın ve sorgulanmayan inançlar var. ‘Gerçekler acıdır’ gibi… Aslında gerçekler kabul ve sorumluluk ister. ‘Gerçeğin tokadını yemek’ deyimi bence gerçeklerin acı olmasından ziyade iyice acıtana dek onu göz ardı etmekten geliyor. Çünkü her enerji görülmek ister ve eninde sonunda göreceğiniz şekilde ifade bulur.
Peki keşfettiğiniz gerçekle ne yapacaksınız?
Mesajı alacaksınız! Ne istediğinize bakıp gereğini yapacaksınız. Onunla ne yapacağınız size kalmış… Çünkü gerçeği bilmek size bir sorumluluk verir. Kimi zaman -kendini dahil- affetmek, olanı kabul ve gereğini yapma sorumluluğu… Belki bir süre yolu kaybettiniz.. Olabilir. Hangimiz etmedik ki… Yolu her zaman bulabiliriz. Yaratıcı daima aradıklarımıza cevap verir, o hep mutluluktan yana…
Gerçeği sırtımıza yük yapmadan taşımanın yolu anlayıştan geçer. Kendimize ve diğerlerine… Seninki ve karşındakinin gerçeği farklıdır. İnsanların kendi niyetleri, yaşadıkları, bakış açıları ve hisleri vardır… -Kime ait olursa olsun- gerçeği reddetmek, potansiyel bir yükün altında kalmak; olanı kabul etmek ise onun üstüne çıkmaktır. Kabul etmek, size ait hissettirmeyen bir şeyi hayatınıza uygulamanız demek değildir. Varlığını kabul ettiğinizde o şey üzerinize yapışmaz; aksine ondan özgürleşirsiniz.
Gerçeği başkalarını yaralamak (ya da onları istediğimiz ve “idealimizdeki” hale getirmek) için bir silah olarak değil; şefkatle ve özgür iradeye saygıyla kullandığımızda, önce bizim için, sonra başkaları için yükseltici bir basamak olacaktır. Niyet, sonucu belirler ve niyetiniz gerçeği ve gücü öncelikle sorumlulukla ve sağduyu ile kullanmak olsun. Saf bir niyet sevgiden gelir. Gerçekler zarafetle de dile gelebilir. Almaya açık ve hazır olana kendi hayatınızla ilham verebilir, örnek olabilir, hizmet verebilirsiniz fakat daima hatırlayın; değiştirebileceğiniz tek kişi sizsiniz. Bir değişim isteğiniz varsa, şu an yaşadıklarınızdan daha farklı hissetmek ve farklı yaşamak istiyorsanız bu sizin sorumluluğunuz. Ve özgürlük sorumlulukla başlar.
Uzun zamandır tekrar eden düşüncelerin ağırlığı altında ezilmek yerine gerçeğin hafifliğini hissetmek, ego yerine ruhu beslemek böyle mümkün. Hayat bir üstünlük veya haklılık savaşı değil, sevginin her varlıkta sonsuz formlarda dile gelişidir. Gölgelere ışık tutmaktan söz ediyoruz… Işık, sevgi demek… Sadece sevginin gözüyle baktığınızda; yargılamak yerine iyileşmeye niyet ettiğinizde sizi engelleyen korkunun üstesinden gelebilir ve arzuladığınız dönüşümü gerçekleştirebilirsiniz. Şifa sevgiyle gelir.
Bilmeyi istediklerinizi, bilip de bilmezden geldiklerinizi anlamayı, görmeyi talep edin. Eğer gittiğiniz yön, tüm kalbinizle gitmeyi arzuladığınız yön değilse direksiyonu çevirin.
Gerçeğin kılıcı keskin olabilir ama hafiftir. Gerçeği bilmek insanı daima özgürleştirir. Onunla ne yapacağınız size bağlıdır. Rüyayı kontrol edemezsiniz, uyanmayı seçtiğinizde ise hayatınızın kontrolü sizdedir. Öyleyse enerjinizi ve zamanınızı neye vereceksiniz? Işığa mı, gölgeye mi? Korkuya mı, sevgiye mi?
Sevgili insan; yalanları, bir rüyayı yaşayarak kaybettiklerinizi ve kaçırdıklarınızı haklı çıkarmaktan daha önemli bir şey var: Geleceği ve gücünüzü kazanmanız. Özgürlüğünüzü ve özgünlüğünüzü elinize almanız.
GÖLGELERİN GÜCÜ altında ezilmek yerine GERÇEĞİN KANATLARINDA yükselmek mümkün. Zamanı şimdi…
Şimdinin ve gerçeklerin gücü adına, sevgiyle ve ışıkla…
Aslı Güngör
9 Mayıs 2021 – İzmir
(Yazıların tüm hakları Aslı Güngör’e aittir. Kaynak göstererek ve orijinal linki ile paylaşabilirsiniz.)