Yarı Tanrı – Yarı Robot “İnsan”

“Ben mantıklıyım, hep mantıklı olanı yaparım.”
“Ben duygusal insanım, çok kolay ağlarım.”
“Ben dobrayım, hiç lafımı esirgemem.”
“Ben hep içime atarım, kimseye ses etmem.”
“Ben kolay kolay güvenmem.”
“Ben buyum…”
“Ben böyleyim…”

Ben, ben, ben, ben…..
Bu kimin sesi? İçimizde konuşan, herkese kendini anlatmaya çalışan…
Dünyaya kendi filtrelerinden (bilinçaltı programlarından) bakarken kendisi ve hayat hakkında genellemeler yapan, kendini korumak ve üzülmemek için stratejiler geliştiren, daha iyi yaşamayı arzulayan…
Diğer yandan; ruhun planladığı noktaya ulaşmak için, erdemleri yükseltmek için deneyimden deneyime koşan…

Bu çeşitliliğin adı; “İnsan”
Söze; “Benim kitabımda…” diye başlayan ve anlattıkça kitaplara sığmayan…
Her biri, içinde kendi dünyasını taşıyan ve kendi hayat kitabını yazan…
İnsan olmak ne demek?
İnsan DNA’sına, özgür iradeye ve yaratım gücüne sahip olmak demek…
“Varolan Her Şeyi Yaratan”ın nefesi olmak demek. “İnsan” demek; özgür irade ile bu hayata gelmiş ve özgür irade ile yaşayan varlık demek…

Evet, bu gezegene gelmeden önce ailelerimizi, ülkemizi ve daha pek çok şeyi seçtik. Her seçimi özgür irademizle yaptık… İşimizi, arkadaşlarımızı, ne giyip nasıl davranacağımızı kendimiz seçiyoruz ama her zaman harika deneyimler yaşamıyor ve düşünüyoruz; “Nerede hata yaptım?” “Bana bunu neden yaptılar?” Ve daha birçok serzeniş, pişmanlık… Biz o deneyimi gerçekten anlayana dek aynı hikayeler tekrarlıyor. Tekrar tekrar aynı döngüleri, olumsuz deneyimleri yaşamamıza gerçekten ihtiyaç var mı? Bir şeyi öğrenmek, başarmak, daha iyi biri olmak, daha çalışkan olmak, güvende olmak vs… için acı çekmeye ihtiyacımız yok. Bunları kolaylıkla dönüştürmek artık elimizde ve mümkün.

“Siz o kadar özgürsünüz ki; kendinizi tutsak etmeyi bile seçebilirsiniz.” der Abraham Hicks.
Özgürüz, düşünmekte ve seçmekte özgürüz. Tepkilerimizin erdemli ve sevgi dolu ya da yıkıcı olmasını seçmek bizim elimizde. Yaşadığımız her şeyin, her deneyimin önemi var. Yeter ki mesajı anlayalım. Yetki ve sorumluluk bizde ve kendimizi, hayatımızı dönüştürme gücümüz de var. Tabi ki nasıl yapacağımızı bilirsek…

Son yıllarda “İnsan”ın yaratım gücü ve bilinçaltı keşfedildikçe insanlar kendi içlerine daha fazla bakmaya başladı. Fakat burada da; sürekli hata arayıp bulma, kendini ve sıkıntı yaşayan insanları suçlama tuzağına düşmemek önemli. Sosyal medyada sıkça görüyoruz; “Eğer üzücü olaylar yaşıyorsanız yeterince pozitif değilsiniz… Kötü olaylar yaşıyorsanız bu sizin yüzünüzden. Biri gelip size kötü bir şey yapıyorsa kendi içinize bakın, o kişi sadece aynadır… Esas suçlu(!) sizsiniz vs…” diyenleri.
Evet, dışımızdaki her şeyin içimizde bir karşılığı var. Bize duygu hissettiren her şeyin… Fakat suçlu yok. Her deneyim bize bir şey öğretmek için orada. Hayatta hiçbir şey sebepsiz değil. Her şey bir şeye hizmet ediyor. Ve mutlaka iyi bir şeye… Olumsuzluklar bile… Bunu biliyorsak, her deneyime daha farklı bakmak, hayatımızı dönüştürmek mümkün. “Bu durum ne işime yarıyor, bana ne öğretti, nasıl bir insan olmamı sağladı…”
İdrak sayesinde artık o olumsuzluklara olan ihtiyacı bırakabilir, neşeyle, keyifle, coşkuyla gelişip ilerleyebiliriz. Her şeyin başı idrak!

Bizi bir şeyi yapmaya iten motivasyonu bulduğumuzda mutluluğumuza hizmet etmeyen inançları, bilinçaltı programları değiştirebiliriz. Bununla birlikte; iç sesimiz bazen çok huzur verici, bazen rahatsız edici, bazen de koro… Peki bu kimin sesi? Ego? Yüksek benlik? Rehberler? Yaratan?

Her şeyle ilgili inançlar, bir şeyleri yapmaya yönelik dürtüler, aldığımız kararlar nereden geliyor? Genel adıyla bilinçaltından. Gerçek şu ki; bilinçli zihnimiz sadece %10 etkiye sahiptir. Çoğunlukla bilinçaltı tarafından yönetiliyoruz. Bilinçaltı çocuktur ve ilgi ister. İlgi ister çünkü her konudaki inançlarımızın, bizi belirli davranış- tepki ve seçimlere iten programların çoğunun farkında bile değiliz. Bu yaşamımızdaki deneyimlerin ve anıların yanı sıra geçmiş yaşamların, kolektif bilincin (toplum bilincinin), ataların bilincinin vs… etkisindeyiz. Bilinçaltında, DNA’daki kayıtlar, geçmiş yaşam anıları vs… pek çok veri vardır. Ve bu programların yaydığı titreşimler, onlara uygun olan kişi, olay ve deneyimleri hayatımıza çeker. Özetle; çoğunlukla bilinçaltındaki programlar doğrultusunda hissediyor, yaratıyor, yaşıyoruz. Bunları fark ettiğimizde yeni yollar açabiliriz. Bilinçli zihnimizle karar verip harekete geçtiğimizde yeni bir gerçeklik yaratmamız mümkün. Bilinçli olarak iyi hissettiren düşünce ve işlere odaklandığımızda çok daha fazla güzelliği hayatımıza çekmemiz mümkün. Neşe, keyif, coşkuda olmaya karar vererek, erdemlerle yaşamaya yönelerek kendi dönüşümümüzü gerçekleştirmemiz mümkün… Ruhun bilgeliğiyle ve mutlulukla yürümek mümkün. Çünkü tam da şu anda, bu hayatta başarmaya geldik. Tüm potansiyelimizi hayata geçirmeye, yükselmeye ve çevremizdeki varoluşu yükseltmeye geldik. Ve öyledir.

Her Şeyi Yaratan’ın sevgisi ve ışığıyla…
Aslı Güngör
Mayıs 2018